İNFİAL

Atilla AKAR





Kitapları

komploteorileri

“Mafya: Yeraltının Kriminal Efendileri”

Profil Kitap. 2020

komploteorileri

“CERN Komplosu!.. Galaktik İstila!..”

Profil Kitap. Kasım 2018

komploteorileri

HEDEF EYFEL!..: Yeni Dünya Kaosu Tetiklenirken!..

Siyah Beyaz Yayınları. Ekim 2016

komploteorileri

Börü Budun : “Aşina Soyu”nun Muhafızları

Profil Yayınları. 2015

komploteorileri

Zihin Kontrol Operasyonları

Profil Yayınları. 2012

komploteorileri

Derin Devlet / Devletin Paralel İradeleri

Profil Yayınları. Kasım 2011

komploteorileri

Derin Dünya Devleti (Genişletilmiş 10. Baskısı)

Profil Yayınları. 2011

komploteorileri

Türk Mafyası

Profil Yayınları. 2010

komploteorileri

Suikastlar Cumhuriyeti / Derin Tanrılar Kurban İstiyor!

Profil Yayınları. 2010

komploteorileri

Gizli Suikastlar / Şüpheli Ölümler (Genişletilmiş 2. Baskısı)

Profil Yayınları. 2009

komploteorileri

Türkiye Komplolar ve Provokasyonlar Tarihi

Profil Yayınları. 2009

komploteorileri

Komplo Teorileri

Profil Yayınları. 2009

gizlisuikastlar

Gizli Suikastlar

Profil Yayınları. 2009

Suikastlar2009

Suikastlar

Timaş Yayınları. 2009

Derin Devlet

Derin Devlet

Siyah Beyaz Yayınları. 2008

Mafya

Mafya

Timaş Yayınları. 2008

Kriminal Komplo

Kriminal Komplo

Profil Yayınları. 2007

İtiraf Ediyorum Paranoyak’ım !

İtiraf Ediyorum Paranoyak’ım !

Mephisto Yayınları. 2006

Kamikaze Operasyonu

Kamikaze Operasyonu

Timaş Yayınları. 2006

Casuslar

Casuslar

Timaş Yayınları. 2005

Büyük Ortadoğu Kuşatması

Büyük Ortadoğu Kuşatması

Timaş Yayınları. 2004

Eski Tüfek Sosyalistler

Eski Tüfek Sosyalistler 3.Baskı

Babil Yayınları. 2004

Suikastlar

Suikastlar

Timaş Yayınları. 2004

Kıyamet Komplosu

Kıyamet Komplosu

Timaş Yayınları. 2004

Komploların Yüzyılı, Yüzyılın Komploları

Komploların Yüzyılı, Yüzyılın Komploları

Timaş Yayınları. 2003

Derin Dünya Devleti

Derin Dünya Devleti

Timaş Yayınları. 2003

Kıyamet Komplosu

Kıyamet Komplosu

Gendaş Yayınları. 2002

Öteki DSP

Öteki DSP

Metis Yayınları. 2002

Erotizm

Erotizm

BDS Yayınları. 1999

Kimlik Bunalımından Yenilenme Sıkıntısına Sosyal Demokrasi

Kimlik Bunalımından Yenilenme Sıkıntısına Sosyal Demokrasi

GSD Yayınları. 1993

Horzum Labirenti

Horzum Labirenti

BDS Yayınları. 1990

Bir Kuşağın Son Temsilcileri: Eski Tüfek Sosyalistler

Bir Kuşağın Son Temsilcileri: Eski Tüfek Sosyalistler

İletişim Yayınları. 1989









Saddam’ın “İdam”(!) ının Ortaya Çıkardığı Gerçek: ABD İran’a Saldırmayacak! Bunlar Çoktan Anlaşmışlar… (Ya da Mollaların ABD ile Dansı!) ( 05.08.2009 )



     

Saddam’ın “İdam”(!) ının Ortaya Çıkardığı Gerçek: ABD İran’a Saldırmayacak! Bunlar Çoktan Anlaşmışlar… (Ya da Mollaların ABD ile Dansı!)

Irak Devlet Başkanı Saddam  Hüseyin’in “idam” görünümlü siyasal cinayete kurban gitmesi sonucunda bende jeton iyice düştü. Zaten kafamda çoktandır belli kanaatler  oluşmuştu, lâkin şimdi iyice eminim: ABD İran’a saldırmayacak! Her şey bir OYUN’dan ibaret! Anladığım şu: ABD Irak’taki Sünni direnişi İran güdümlü Şiilere ezdirme karşılığında (belki de başka şeyler daha ???)  İran ile “konsensüs” sağlamış bulunuyor. Anlaşılan “Şark kurnazlığı” geleneğinin özel bir versiyonu olan “Acem kurnazlığı” devreye girmiş bulunuyor. Ve bize çoktandır yutturulan “ABD İran’a saldırmaya hazırlanıyor” imajı kocaman bir palavradan ibaret. Bu anlamda Saddam Hüseyin’in idam sehpasındaki son anlarında İran’ı kastederek “bu adamlar çok tehlikeli” diye adeta haykırışı sorunu kafasında çözdüğünü gösteriyor. Bu anlamda cellatlarının özellikle Şiilerden seçilmesi basit bir tesadüf ya da “intikam” arzusu değil. Tersine ortada dönen dümenin en somut göstergesi.

Farkındayım, çoğu kişi bu yaklaşımımı garipseyebilir. “Nasıl olur, İran topun ağzında, ABD ve İsrail’in yeminli düşmanı” diyebilir. Ancak bu görünüştedir ve her görünüm gibi “zahiri” ve aldatıcıdır. Olayları bize sunulduğu gibi kabul etmemiz, başka türlü sorular sormamamız acaba kimler tarafından isteniyor ve kimin işine yarıyor? Şii liderler hangi pazarlık sürecinin ara yerinde “idam”da “piyon” olmayı kabul ettiler? Ya da şu anki Şii liderler İran’ın emri olmadan Irak’ta hangi adımı atabilirler? Ve bütün bunların üstüne işgalcilerle uzlaşmadan, Şii-Sünni çatışmasına zemin hazırlayacağını bile bile nasıl rol alabilirler? O halde gönüllüdürler!

Öncelikle Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in (Ne yani şu anki kukla Talabani’ye mi “devlet başkanı” diyecektim?) katliama benzeyen “idam”ını hukuki bir sonuç olarak değil de siyasal bir tercihin ürünü olarak algılamamız gerekiyor. Ki, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in bir Arife günü asılması, kelime-i şahadet getirmesinin engellenmesinin ayrıca tam açıklayamadığım “itikadi”  bir arka planı olduğunu düşünüyorum. (Bu arada idamın kendisine değil de, sadece zamanlamasına veya bazı “aşırı hareketler” şeklindeki tezahürüne karşı çıkan zavallı şaşkınlara acırım!) Saddam’ın öldürülmesi açıkça bir Şii-İran-ABD ittifakının sonucudur. Nitekim Saddam Hüseyin’in “idam” biçimi verilmiş “siyasi cinayet”le öldürülürken –kimilerinin sandığı ya da gördüğü gibi - “Müslüman dünyaya gözdağı” değil, sadece “Sünni Müslüman dünyaya gözdağı”dır.

Bu şerefsiz ve alçak işbirliğinin arkasında İran yönetimi + ABD yönetimi + Şii liderler vardır. Onlar birbirlerini “şeytan” ilan ededursunlar hepsi bir “şeytan sofrası”nda rahatlıkla buluşabilir! “İdam” sonrası verilen tepkilere bakmak bile yeterlidir. Dünyada ABD-İsrail-İran dışında sevinen (bir miktarda Barzani ve işbirlikçi Kürtler) neredeyse yoktur. Bu manzara bile kimlerin hangi zeminde buluştuğunu yeterince göstermektedir. İşgalcilerin yeni gözdesi ve müttefiki Şii liderler ve dolayısıyla İran’dır. Öyle görünüyor ki, onların “anti-emperyalizmi” yatsıya kadardır. Tahran-Washington-Kudüs yeni emperyal politikaların “kutsal üçgen”idir. Onlar artık “düşman” değil gizli “stratejik müttefik”tirler!

Belli ki, İran kendi “doğal nüfus alanı” olarak gördüğü Şiiler üzerinden ABD ile bir anlaşma sağlamıştır. (Siz bakmayın Ahmedinejat’ın atıp tutmalarına!) Üstelik İran bu gibi hareketleri “en keskin” göründüğü zamanlarda bile yapmaktadır. Hatırlanacağı üzere 80’li yıllarda yani Ronald Reagan döneminde, Amerikan Kongresi, İran'a silah satışının yasaklanması kararı almasına rağmen İsrail’inde devreye girmesiyle gizli satışlar yürütülmüştü. Nihayetinde “İran-Kontra Skandalı” patlak verecekti. Sonunda iş bir yarbayın (Oliver North’un ) üzerine yıkılarak çözüldü! Bu gizli ilişkiler bugünde sürdürülmektedir.

Tam bu noktada ABD'deki siyonist cephenin Pentagon'daki sözcülerinden ve Ankara’nın tanıdığı Douglas Feith,  Larry Franklin ve Harold Rhode’u hatırlamak gerekiyor.  Bunlar Pentagon bilgilerini İsrail’e sızdıran ekibin içindeler. Aynı ekibin üyeleri İran Yahudisi Manuçer Gorbanifar aracılığıyla “gizli zirve” yapmakla tanınıyorlar. Bu kişi “İran-Kontra Skandalı”nında başrol oyuncularından. Gorbanifar İsrail’den aldığı 508 füzeyi İran’a satmıştı. Peki bu füzeler kime karşı kullanılacaktı? Tabii ki Irak’a ve Saddam’a karşı…Sanki Sünni merkezlere karşı el altından Şii merkezler destekleniyor gibidir. ABD’nin Sünni iktidara hitap eden Afganistan’ı “dönüştürmesi”ne de bu eksende bakılabilir.

Ne diyelim Kudüs’teki “Hahamlar Konseyi” ile Tahran’daki “Velayeti Fakih” çiler arasında daha gizli (Armagedon’a yönelik) daha teolojik-ezoterik bir işbirliği söz konusu olabilir mi acaba? Tam bu noktada hahamlık müessesi ile imamlık müessesi arasındaki ilginç benzerlik, Tanrı ile kul arasındaki “aracılar” sayesinde kurulan ilişki, “Mesihçi” anlayışla “kayıp imam” anlayışı arasındaki paralellikler size de ilginç gelmiyor mu? Birileri “tarihsel an”ın geldiğini düşünüyor olabilirler mi? “Küresel Caligula” George Bush’un kendini “tanrı” sayan tavırlarıyla Ahmedinejat “Allah’la görüşüyormuş gibi” (haşa!) edasında benzerlikler hiç dikkat çekmiyor mu? Bütün bu “nükleer inatlaşma” bir “teolojik meşruiyet”in ön hazırlığı mı? O yüzden mi “Sünni İslam” üzerine şimdi bir “Şii Kuşak” çekiliyor? Bütün bunlar AngloSakson/Siyonist Cephe ile başka bir tür “yakınlaşma”nın doğmakta (ya da çoktan doğduğunu) olduğunu mu gösteriyor?

Bu şartlar altında muhtemel gelişmeler nedir?
Birincisi: “Asi Sünniler” bir Şii-Sünni çatışması senaryosu altında ezdirilecektir. Saddam’ın “Şii eliyle” öldürülmesi bu zemini hazırlamıştır.
İkincisi:  Bugüne kadar gizli sürdürülen ABD-İran yakınlaşması önce “yumuşama” sonra da aleniyet kazanacaktır. (“Nostradamus’un 2007 yılı kehânetleri” adı altında bu yakınlaşmanın psikolojik zemini hazırlanmaya başlanmıştır.)
Üçüncüsü: İran BOP’un yeni ve gizli ortağı konumuna gelecektir. Sünni rejimler Şii etkisiyle çözeltilecektir.
Dördüncüsü: Süreç içinde İran ‘ın ya nükleer silah yapmasına (Sünni tehdite karşı!!!) izin verilecek ya da İran “gönüllü” olarak vazgeçecek ya da “süresiz” ertelediğini ilan edecektir. (Bu arada ABD ve İran’ın Türkiye’yi de “Sünni” kabul ettiklerini hatırlayıp, bir kenara not edelim.
Beşincisi: Ayrıca hem İran’ın hem de ABD’nin “prestijini kurtaracak” yaratılmış gerilimler hatta “numaradan” savaşlar bile tertiplebilir. Şöyle tansiyonu yükseltecek birkaç uçaklık sortiler fiân! Zevahir kurtarılır! İran İslam dünyasının “şanlı önderi” haline getirilir. (İki İsrail’li askerin kaçırılması sonrası İran’ın konumunu hatırlayın. Kimin işine yaradı acep bu kaçırma?)
Altıncısı: Paylaşım Savaşı’nın ekonomik cephesi ise “Sünni kontrolündeki” petrol bölgelerinin ele geçirilmesidir ve işin ucu Suudi Arabistan’a ve bazı körfez emirliklerine kadar uzanabilir.  İran’a da bu işten pay verilir veya dünya petrol piyasalarında yeni bir “pozisyon” alması sağlanır!
Yedincisi: Bu politikanın Türk iç siyasetine yansımaları olacaktır. “Sünni” kabul edilen ve Sünni dünyaya daha “sıcak” yaklaşan AKP iktidarı istenmeyecek hatta tasfiye edilmeye çalışılacaktır. ABD’den belli çevrelerden yükseltilen “darbe” tartışmalarına bir de bu açıdan okunmalıdır.
İşte bize “Bir diktatörün cezasını bulması” gibi pazarlanan “idam” biçimli siyasi cinayet aslında maskelerin atılması, niyetlerin en çirkin biçimde dışa vurulmasıdır.. (Bu anlamda her şerde bir hayır vardır!) “Saddam’ın İdamı”nı bu gözle göremeyenler bundan sonraki gelişmeleri de “doğru” okuyamayacaklardır.
Tabii en acı olan ise İslam dünyasının birbirini boğazlamaya hazır hale getirilmesidir. Bunun “taşeron”unun kimler olacağı ise şimdiden belli olmuştur….

03.01.2007


Transcription
Powered By uckardes